Agade: Sümer kökenli Akad kralı Sargon tarafından kurulup, başkent yapılan, Sümer’in kuzeyindeki şehir.

Kısa sürede eski dünyanın en zengin ve ihtişamlı kenti olan Agade, daha sonra Sargonun torunu Naramsin zamanında lanetlenerek harabeye dönmüştür.Agade Şehrinin kuruluş öyküsü kısaca şöyledir :Sargon sarayda yaşarken Kiş kralı Zababa’nın hastalığından ve güçsüzlüğünden yaralanarak, önce Kiş krallığını ele geçirmiştir. Daha sonra Sümerlilerden öğrendiği askerlik tekniği ve bilgilerle, diğer şehir krallıklarını da yavaş yavaş ele geçirerek, sınırları Anadolu’ya kadar uzanan bir imparatorluk kurmuştur. Sargon tarafından bu imparatorluğun kuzeyi “Akad”, güneyi “Sümer” olarak adlandırılmış ve “Agade” adı verilen görkemli bir başkent kurulmuştur.

 Fakat ne kadar güçlü olursa olsun, kurduğu imparatorluğun halkı, bu toprakların yerlisi olan Sümerler’di. Ve onlar yazılarıyla, sanatlarıyla, bilimleriyle büyük bir uygarlık kurmuşlardı. Bu halkı yıkmak kolay değildi. Bu yüzden onların beğenisini kazanması, onlarla dost olması gerekti. Bunun için onların tanrılarını, özellikle aşk tanrıçası İnanna’yı “İştar” adıyla kendi koruyucu tanrısı olarak kabul etmiş ve başkent Agade’yi bu tanrıça kurmuş gibi göstermek için bir de şiir yazdırmıştı.

Bu şiir şöyle:


İnanna Agade’yi, kendi evini altınla doldurdu.
Parlak evini, kendi evini gümüşle doldurdu.
Onun ambarlarını nasıl da bronz ve lacivert taşla doldurdu!
O, yaşlı kadınlara danışılma hediyesi verdi.
O, yaşlı erkeklere danışılma hediyesi verdi.
Genç kızlara dans eğlencesi verdi.
Delikanlılara silah kullanmayı verdi.
Küçüklere kalp sevinci verdi.
Onların dadıları tambur çaldı.
Şehrin içinde arp sesleri yükseliyordu.
Şehrin dışında flüt ve davul sesleri yankılanıyordu.
Gemiler görkemli görünüyordu.
Bütün ülke güvenlik içinde idi.
Halkın gördüğü hep güzelliklerdi.

Lanetlenirken Agade için söylenen şiir:

Lanetli düğüm


„Agade, sevinçli yürekle inşa edilen sarayın
Keder Verici Bir Harebeye dönüşsün Balçığın dipsiz derinliklerine dönsün. Arabada yoluna ağlama otundan başka hiç bir şey büyümesin.Yürek yatıştıran bitkilerinin yetiştiği ovalarında.‘Gözyaşı’ kamışından başkası büyümesin. Boğazlanan öküzlerinin yerine Çocuklarını Kesesin.. Bu kente yerleşeceğim diyen.Oturacak iyi bir yer bulamayacak. Agade’de yatacağım diyen Uyumak için iyi bir yer bulamayacak“

Ahdi Atik:

Yahudi dininin kutsal kitabı… “Eski sözleşme” anlamındaki ahdi atik üç bölümdür. Birinci bölüm beş kitaptan oluşur ve “Tevrat” adını taşır. Tevrat Yahudilerin birinci derecede kutsal kitabıdır. İkinci bölüm “Peygamberler” adını taşır ve Musa’dan sonra gelen Yahudi peygamberlerinin kitaplarını kapsar. Üçüncü bölüm “Ketubim” adıyla anılır ve Davud’un şiirleri, Süleyman’ın özdeyişleri, Eyyub’un öyküsü gibi metinlerden meydana gelmiştir.  

“Tek tanrılı dinin oluşmasında büyük rol oynayan İbrani kabilelerindeki otorite olma, her iki tarafın da büyük bir heybetle duran Mısır ve Sümer devletinden farklı bir devlet kurma ihtiyacı, Ahdi Atik’in -Kutsal Kitap- temel kaygısıdır. Bir nevi İbrani Krallığının ideolojik temelidir. Özellikle Samuel-1 ve Samuel-2 bölümleri adeta Yahuda devletinin -tanrı devlet- kuruluş manifestosu gibidir.”

Kuran’ın felsefi içerikteki düşünce yapısına karşılık, Ahdi Atik ve Ahdi Cedit’te inanç ve ahlak ağırlıklı bir içerik daha fazla ön plana çıkmaktadır. (Ahdi Cedit: Hıristiyanların kutsal kitabı. “Yeni Sözleşme” anlamındaki Ahdi Cedit; Matta, Markos, Luka, ve Yuhanna İncilleriyle, “Peygamberlerin İşleri” adlarını taşıyan beş kitaptan meydana gelmiştir.)

Ahdi atik’in Rab Yahve (Yahova) ile İsrail oğulları arasındaki bir sözleşme olduğuna inanılır. Yahudi inancına göre Rab, Hz. İbrahim ile bir sözleşme yapmış, aynı sözleşme daha sonraki peygamberler ile de tekrarlanmıştır. Bu sözleşme ile Rab Yahova İsrail oğullarını kendi kavmi ilân etmiş ve onları diğer insanlardan üstün kılacağını, onları Arz-ı Mev’ud (Vaat edilmiş Topraklar)’a götüreceğini söylemiştir. Yahudiler de bu vaade karşılık Rablerine verdikleri sözü tutup onun emirlerinden çıkmayacaklardı. Ahdi Atik’in ilk otuz dokuz bölümünün kutsallığı konusunda görüş birliği olup, bunlar Kitab-ı Mukaddes’in ilk kısmını oluştururlar. Dokuz tanesi ise sadece Katolikler tarafından kutsal sayılmaktadır.

Ahdi Atik üç büyük bölümden oluşmaktadır. Bunlardan Nebiim ve Kütübim kısımları Hz. Davud’a indirilen Zebur’dur. Ahdi Atik’in en önemli bölümü ise Tora (Tevrat) olup Hz. Musa’ya indirilen kısımlardır. Bunlara Esfâr-ı Hamse (Beş Sifre) adı verilmektedir ki bunlar: Tekvin, Huruç, Levitik, Adat ve Tesmiye’dir. Bizim Tevrat dediğimiz bunlardan ibarettir.

Tevrat kelime olarak İbranî’ce olup “şeriat ve hak sözler” anlamını taşımaktadır. Kuran-ı Kerim’de de Tevrat kelimesi için “İnsanlar için bir hidayet” olarak indirildiği (Âli İmrân, 3/3-4) edilmektedir. Hz. Musa hayattayken okuma yazma bilenlerin azlığı ve bu ilâhî kitabı ezberleyenlerin hemen hemen yok oluşu Tevrat’ın elde çok az nüshasının bulunmasına sebep olmuştu. Zamanla az olan bu nüshalar çeşitli sebeplerden dolayı korunamamıştır. Bilhassa Babil İmparatoru Buhtunnasır’ın Kudüs’ü zapt ve tahrip ederek İsrail oğulları âlimlerini öldürmesi ve şehri tahrip sırasında elde mevcut olan Tevrat nüshalarının yanması Tevrat’ın aslının kaybolmasına yol açmıştır. Bunun için de İsrail oğullarının elinde ilâhî bir emirler manzumesi kalmamış, dini hüküm ve itikat esaslarını düzenleyen kutsal kitap kaybolmuştur.

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here