Kürtlere ait folklorik değerlerin doğrudan taşıyıcıları olan Kürt annelerinin yaş almasıyla beraber, atalarından kendilerine miras kalan folklorik öğeler de yok olmaya yüz tutuyor.
Kürt araştırmacı-yazar Rohat Alakom, Kürtler gibi devletsiz halkarın kendi folklor zenginliklerini derleyip kaydetmelerinin her zaman güç olduğunu ifade ederek, devlet desteği olmadan bu tür çalışmaların sınırlı bir düzeyde kaldığını söyledi.
Alakom, Kürt folklor ürünlerinin yaşaması ve dünyaca tanınması için sadece arşivlenmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda yeniden yorumlanması gerektiğini vurguladı.
Kürt folklorunun dünü, bugünü ve yarını temasının şimdiye kadar geniş katılımlı bir etkinliğin gündemini oluşturmamasının şaşırtıcı olduğunu ifade eden Alakom, Kürtlerin, folklor ürünlerinin son taşıyıcılarına ulaşmak zorunda olduğunu kaydetti.
Rohat Alakom K24’ün sorularını yanıtladı:
Kürt folklorunun yitip gitme düşüncesi ile ulus olma fikrini nasıl değerlendirebiliriz? Yani tüm folklorik değerler -ninnilerden kadınların giydigi fistana kadar- bir bir yok olduğunda Kürt ulusunu hangi kültürel öğeler çerçevesinde tanımlayabiliriz? Ya da belli bir noktadan sonra ‘Folklor ulus için önemli değildir’ mi diyeceğiz?
Kürtler gibi baskı altındaki halklar, uluslar ve tabakalar açısından folklorun (sözlü halk edebiyatı) yaşamsal bir önem taşıdığını söyleyebiliriz. Kürtler somutunda dilleri ve kültürleri yadsınan, varlıkları kabul edilmeyen ulusların mücadelesinde, yüzyıllar boyunca dilden dile kuşaktan kuşağa özenle aktarılan ve halkın hafızasında korunan folklor parçaları çok büyük bir işlev görür. Yaşamın her alanında izlerine rastlarız. Düğünler, şenlikler yas ve ölüm törenleri, çalışma etkinlikleri hatta çocuklarımızı uykuya yatırırken söylediğimiz masallar ve ninniler de bu zengin kütürel mirasın birer parçasını oluşturuyor. Halk yaratıcılığı olarak da tanımlayabileceğimiz folklor her zaman bu kültürlere bir renk ve güzellik katmıştır. Diğer yandan ulusal uyanış ve ulusalcılığın inşasında bu folklor parçalarının büyük bir rol oynadıkları görülmüştür. Örneğin birçok Kürt örgütünün bir araya gelerek 1927 yılında Lübnan’da kurdukları Xoybûn Örgütü’nün 18. maddesinde örneğin dengbêjler vasıtasıyla halka yapılan mezalimi dile getiren kaside ve şarkıların önemine değiniliyor. Ayrıca “Propaganda sahasında konferanslar, gramafon, sinema, ziyadar akisler ve her türlü vesaitten istifade edileceketir” denilmektedir. Bundan daha yüzyıl önce yapılan bu tespitler günümüzde de geçerliliğni yitirmiş değildir.
“KÜRTÇE’NİN PAZAR DİLİ OLMAMASI BERABERİNDE SOSYOLOJİK YIKINTILAR DOĞURDU”
Kitabınızda (Di Folklora Kurdî de Serdestiyeke Jinan) da geçtiği gibi Kürt kadını Kürt folklorunda adeta yapıtaşı. Ve yine Kürt kadını o folklorun taşıyıcısı olarak güçlü pozisyonunu son kuşağa kadar koruyabildi. Hikayeler, masallar, destanlar, ninniler hep Kürt kadını tarafından aktarıldı sonraki nesile. Fakat bu X, Y, Z kuşaklarına geçemedi ya da çok az geçti. Bunun sebebi sadece devlet mi yoksa Kürt toplumunun değişen dönüşen aile yapısı mı? Değişen sosyolojiyi göz önüne aldığımızda, ‘Devlet baskısı olmasaydı bile bu değişim gerçekleşecekti’ gibi bir iddiada bulunabilir miyiz?
Bir ülkedeki baskı ve yasaklamalar özellikle bilinçli olarak yürütülen asimilasyon etkinliklerinin tek amacı bilindiği gibi farklı halk kültürlerinin birer tehdit olarak algılanmasıdır. Kürtçe’nin hem konuşma hem de yazı dili olarak yasaklandığı yıllarda Kürt kültürü ve folkloru büyük bir baskı görmüştür. Her şeyden önce Kürt diye bir halkın olmadığı öne sürülmüştür. Bilindiği gibi Türkiye’de ‘Kürt’ten Türk yapma’ projeleri yaşama geçirilmiştir. En sonunda Kürtler ‘Dağ Türkü’ olarak yeniden tanımlanmıştır. Bu süreçte kuşaklararası büyük kopukluklar yaşanmış, yeni kuşaklar kendini tanımaz bir hale gelmiştir. Devletten gelen kötülükler 20. Yüzyıl boyunca hep sürmüştür. Kürt, Kürtçe, Kurdi, Kürdistan gibi sözcükler halk arasında kullanılamaz hale gelmiştir. Bu korkulu yıllarda Kürtçe’nin para etmediği, bir pazar dili olmaktan çıktığı görülmüştür. Bu statü kaybı sosyolojik olarak büyük yıkımları da beraberinde getirmiştir.
“DEVLET DESTEĞİ OLMADAN ARŞİVLEME ÇALIŞMALARI YETERSİZ KALIR”
Kürtlere ait sözlü edebiyatta geçen tüm her şey ilden ile, ilçeden ilçeye hatta köyden köye değişebiliyor. Hikayelerin, masalların vb. sözlü edebiyatın neredeyse her bölgeye ait farklı varyasyonlarının her birinin kayıt altına alınması nasıl mümkün olabilir?
Kürtler gibi devletsiz halkarın kendi folklor zenginliklerini derleyip kaydetmeleri her zaman güçtür. Devlet desteği olmadan bu tür çalışmlar sınırlı bir düzeyde kalır. Bu alanda en iyi çalışmalar 19. ve 20. yüzyılda yabancı Kürdologlar ve araştırmacılar tarafından yapılmış, bir kısım materyal yazılı hale getirilmiştir. Şimdiye kadar Sovyet Kürtleri arasında birçok derleme çalışması yapılmıştır. Kürt fokloru üzerine ilk bilimsel tezler Sovyetler’de yapılır, daha sonra kitap olarak yayımlanır. Bu alanda büyük katkıları görülmüş olan Heciyê Cindî ve Ordîxanê Celîl’in başlattığı çalışmalara başka araştırmacılar da katkı sunmuştur. Bunlar arasında Nûra Cewarî ve Cemîla Celîl gibi Kürt kadın araştırmacı ve yazarlar da bulunuyor. Asıl meseği tarihçi olmasına rağmen Celîller ailesinden Celîlê Celîl de bu alanda katkı sunmaya başlar. Kardeşi Ordîxanê Celîl ile birlikte bundan kırk yıl önce iki ciltten oluşan Zargotina Kurda (Kürt Folkloru) adlı kapsamlı bir kitap hazırlayıp yayımlar (Nauka, 1978). Bu çalışma Latin harfleriyle yayımlandığı için başka topraklarda Kürtçe’nin Kurmanci lehçesini konuşan Kürtler arasında büyük bir yankı uyandırır. Bu kaynak sayesinde zargotin sözcüğü Kürtler arasında çok yayılır. Aradan uzun yıllar geçtikten sonra Avusturya’ya yerleşen Celîlê Celîl çalışmalarını burada Viyana’da kurduğu Kürdoloji Enstitüsü’nde (Enstîtûya Kurdzaniyê) sürdürür. 25 ciltten oluşan dev bir folklor projesinin ilk cildini 2014 yılında yayımlar. Sovyetler tecrübesi de gösteriyor ki ciddi devlet desteği olmadan Kürt folklor derleme çalışmalarının istenilen düzeye ulaşması çok güçtür. Bir diğer örnek İsveç’tir. Burada da folklor alanında birçok kitap yayımlanır. Kuzey Kürdistan’da yürütülen çalışmaları daha ziyade bireysel ve gönüllü çalışmalar olarak tanımlayabiliriz. Son yıllarda özellikle dengbêjlerin (ses sanatçıları, hikaye anlatıcıları) önemi ön plana çıkarıldı. Dengbêj sözcüğü, zamanla Kürtçe’nin en popüler sözcükleri arasına girdi. Sözcük adeta şarkı söyleyen tüm amatör ve profesyonel müzisyenler için kullanılır bir hale geldi. Bu folklor coşkusu zamanla adeta Kürtlerin kanına karışır. Çocukların hatta bebeklerin bazı Kürt müzik parçalarına eşlik ederek üstün bir başarı sergiledikleri görülür. Bir video barındırma sitesi olan YouTube vasıtasıyla sık sık bu tür meşhur “büyümüş küçükler”le karşılaşırız. Bu coşku sevindiricidir. Ünlü yazar Yaşar Kemal’in şu altın sözlerine kulak vermeliyiz: “Allah hiçbir kavmi dengbêjsiz bırakmasın” (Karıncanın Su İçtiği, s.302).
“KÜRT FOLKLOR ÜRÜNLERİ ULAŞILABİLİR OLMALI”
Hayatta kalmak adına küreselleşen dünyaya ayak uydurmaya çalışan Kürtler için bu sorun neyi ihtiva ediyor? Örneğin dünya Alman Musevilerinin Yiddish dilindeki ninnilerini dinliyor. İskoçlar artık kilt (etek) giymiyor ama biz İskoçları folklorik açıdan düşündüğümüzde aklımıza elinde gayda olan etekli bir adam geliyor. Peki Kürtler için bu değerler tam da hayattan silinmek üzereyken kayda değer bir çalışması yapılmadığı takdirde dünya Kürtleri folklorik açıdan nasıl gözünde canlandıracak?
Dile dayalı filolojik çalışma ve araştırmalar özel olarak Kürt kültür tarihi ve genel olarak da Kürt tarihine de önemli katkılarda bulunuyor. Kürt folklorunun derlenmesi, kaydedilmesi yetmiyor, bu ürünlerin yeniden yorumlanması, tanıtılması da gerekiyor. Folklor günlük yaşamımıza renk katmalıdır. Halkın yüzyıllar boyunca geliştirdiği görüş keskinliğinin en güzel ifadesi olan atasözleri, derslerle dolu masallar, coşku dolu şarkılardan Kürtleri yoksun bırakamayız. Şunu demek istiyorum Kürt folkloru erişebilir veya ulaşılabilir bir düzeye getirilmeli. Ayrıca folklorumuz belli dünya dillerine çevrilerek farklı okuyucu kesimlerine sunulmasında da büyük bir yarar vardır. İlerde yapılacak karşılaştırmalı araştırmalar sayesinde bu zengin folklor örnekleri böylece dünya bilim çevrelerince de tanınmış olacaktır.
“KÜRT FOLKLORUNUN SON TAŞIYICILARINA ULAŞMAK ZORUNDAYIZ”
Kürtlerin siyaset ve ideolojiyle olan imtihanının bu değerlere etkisi var mı sizce? Tüm Kürtlere ne önerirsiniz?
Kürtler günümüzde hem kendi topraklarında hem de yaşadıkları değişik diğer ülkelerdeki çok etkin ve hareketli halk kesimlerinden birisini oluşturur. Birçok siyasi arena ve forumlarda yoğun bir uğraş içerisindedirler. Ne yazık ki bu çalışmaların büyük bir kesimi Türkçe üzerinden yürütülüyor. Böylece Kürt dili ve edebiyatı, folkloru ve tarihi unutulup gidiyor. Kürt siyasi liderleri ve aktivistlerinin Kürtçe’yi bilen, Kürt folkloru ve Kürt tarihine hayran kişiler arasından seçimi bu nedenle günümüzde giderek önem kazanıyor.

Aksi bir durum Kürt kültürüne çok şey kaybettirir! Aidiyet duygusu ve halkın ruhi şekillenmesi zamanla zayıflar, büyük bir darbe alır. Kendini tanımada güçlük çeker. Kürtlerin yıllarca uğrunda büyük bir uğraş verdikleri kültürleri de geriler. Kendi kendimizle çelişmiyor muyuz?  Bu alanda büyük bir paradoksla karşı karşıyayız! Devletsiz halklar somutunda veya totaliter yönetimlerin hüküm sürdüğü ortamlarda bu alandaki sorunların çözümünü ileri bir tarihe “devrim sonrası”na kesinlikle bırakılmamalı. Bu nedenle konuya şimdiden el atılmalı. Kürt folklorunun dünü, bugünü ve yarını konusunun şimdiye kadar geniş katılımlı bir etkinliğin gündemini oluşturmaması da şaşırtıcıdır. En azından Kürt folklor ürünlerinin son taşıyıcılarına ulaşmak zorundayız. Artakalanlar. Özellikle de kadınlar. Bir kısmı halen aramızda yaşamaya devam ediyor. Yolumuzu bekliyor! (Nupel Muğurtay: K24)

 

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here