Rivayete göre yaradan Adem’i cennetten dünyaya atarken, ekmesi için verdiği buğday tanesinin bir yumurta büyüklüğünde olduğu ve nohut ağacının altında gölgelendiği söylenir. Yaradan, Adem’e (sen ve senden sonrakiler insanlığın dan ve ahlaktan uzaklaştıkça bu buğday tanesi ve nohut ağacı küçülecek ve başaklardan habbe alamadığınız zaman her şey bitmiş olacak)dediği söylenir
Bugün buğday ve nohut yaklaşık olarak yüz kat gerilemiş ve küçülmüştür. İnanç çerçevesinden bakıldığında elimize müthiş bir teşhisin elde olduğunu söylemek abartı sayılmaz insansızlık ve ahlak yitimi üzerine gözümüze batan bir gerçek.

Bu gerçekliği günümüz yaşantısının yığınla örnekleri ile ele almak mümkün tabii ki bu yığınla şeyi burada yazmaya gerek görmüyoruz. Fakat kaba olarak ele almak gerekirse başat olarak ele alınabilecek kavramlara baktığımızda eşitlik ,adalet,ahlak,yaşam hakkı ve aidiyet konularında bir hayli içler acısı olduğunu ve bundan yoksunluğun kendisi ile beraber yaşantımızı toplumsallaşmanın önünü alan bireysel çıkar mantığının açlığa ,savaşlara doğa katliamına tekabül ettiğini söylemekte mümkün
Olaya inanç boyutuyla baktığımızda yukarıdaki gibi elimize ilk bakışta insanoğlunun kendisine ne kadar da gerilemiş ve yabancılaşmış olduğunu görüyoruz bazıları yahu ne gerilemesi uzay çağı nere neolotik çağ nere diyebilir
Bize lazım gelen İNSAN’ın gelişimimi ENDUSTRİYALİZM’in gelişimi mi bu konu ayrıca ele alınabilecek bir durum bunu sadece insan yaşamı ve kültürü çercevesinde ele aldığımızda olay gerçektende içler acısı noktasında BEN’cilik bencillik bireycilik bireysellik benmerkezcilik ki hepsi aynı teraneye tekabül eder.insanı insandan uzaklaştırmaya yeterli olan bu yaklaşım tarzı daha önce cennet olan dünyamızı cennetin hayal olduğu bir tarza büründürmüştür
Bazılarının ilkel komünal toplum bazılarının ana erkil dönem bazılarınında da neolotik dönem dediği toplumun yaşam tarzına baktığımızda toplum yani klan bir bütün tarzda ele alınır ve yek vücudun yansıması bir yaşam tarzı pratiği ile karşılaşırız bu klan yani mikro toplumda her insanın belirleyici ve tamamlayıcı olduğunu ve her şeyin yerindelik arz ettiğini de görmek mümkün. Kadının erkeğin çocukların ve yaşlıların bu yek vücutluk içinde tamamlayıcı yanlarının doğru ve gönüllülük temelinde vuku bulması o yapıyı toplu(m) tezahürü olarak yaşatır.Bu da yaşam tarzında özel mülkiyetin ya da sahiplik algısının oluşmaması, olmaması bununla beraberde sunma,paylaşma, el atma, yardım etme gibi kavramları da beraberinde getirir.Sözünü ettiğimiz neolotik toplumda bir çok klan yaşam tarzında ve ağırlıklı olarak HURRİlerin yaşadığı dönemde ki bu dönemin yaşam kültürü TIL HALAF yada TIL XELEF döneminde bugünün bizde İD=BAYRAM; ĞİD=CEJN olarak dillendirdiğimiz rituelin burada görünmüş olduğu ve bayramların ilk başlangıçta neden niçin yapılmış olduğuna baktığımızda yazımızın başındaki inanç boyutuyla örnek vermiş olduğumuz buğdayın küçülüşünün sosyolojik yansımasının da ne halde olduğunu da görmüş olacağız. Neolotik yaşam kültüründe doğa ana her bahar en güzel meyvelerini vermek için hazırlanırken baharın sonuna doğru o dönemin yaşayanları yılda bir sefer ellerinde ne kadar fazlalık yaşam malzemeleri ve gıda varsa bunu bulundukları yaşam alanlarında bir meydana bırakırlar ihtiyaç sahiplerine sunarlardı. Oraya gelip almasını sağlarlardı çünkü o fazlalık kir günah yada kabahatti tarihte ilk bayramın çıkış noktası bu ama şimdi bir çok inançta bayramlar var ve bu bayramların ÖZ‘den ne kadarda uzaklaşmış olduğunu görme mümkün. Düşünsenize yıl dönecek ve felan efendi fazlalık olan elli dairesini on arabasını birkaç milyon dolarını birilerine verecek hem de zahmet edip gidecek birilerini arayacak bulacak sahibine ulaşıp ulaşmadığıyla uğraşacak yaptığını farz edelim, o zaman eşi dostu tarafından deli ilan edilip tımarhaneye attırılacak günümüzde delilik ölçütünde bir şey dilimi yani şu demek oluyor ki; günümüzde doğal olmak delilikle özdeş bir hale gelmiş acaba biz mi deliyiz, yoksa neolotik dönemin klanları mı? Bayramınız kutlu olsun yıldan yıla mal mülkün fazlalığının dağıtılmış olduğu bir dönemden günümüzde bir kolonya ve bir şekere düştük tabii kolonya kaliteli ve şeker pahalı olduğu zamanda bak ben bir şey sakınmadım hatta baklava bile ikram ettim de diyoruzdur.
Bir yumurta büyüklüğündeki buğday ne hale geldi?
Yıldan yıla dağıtılan artı ürün uzay çağında bir şeker ve birkaç damla kolonyaya evrildi…..

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here