Tarih öncesi insan oğlunun doğayı gözlemlemesi ve sonrasında  bu gözlem sonucu oluşturacağı  her gecen an daha da kendini sarmalayıp bazen pozitif bazen de  negatif yansımalarını yaşayacağı Merak  sonucu   bu dizayna neden olanı merak etti. Başladı yorumlamaya dizaynı oluşturan güce ve anlamlaştıramadığı her olguya bir anlam yükledi.

Nelere bir anlam yüklemedi ki:

Dağa taşa, aya güneş’e,suya havaya, Ağaca yıldıza hayvana …

Ama yüklediği anlamlara bir yorum kontrol ve alt ediş zemini oluşturdukça ekarte etti yüklediği anlamları ve alt etmeye çalıştı.  Geçmişte kutsal gördüğüne kutsal olana Her ne kadar şu an eli uzayamasa da ki uzanmaya çalıştığı ay ve yıldızlar hariç yukarıda saydığımız tüm anlam ve kutsallık yüklenmiş şeyleri alaşağı edip kendi argumanı kölesi yapmıştır.

Başta kutsallık addettiği doğayı tahrip etmeye başlamış bununla beraberde diğer tarafta kalan hayvan canlı ne varsa kendi egosal himayesi altına almış ve sanki bu inanmışlık  döneminden kalma korkutulmuşluğun  intikamını almaya çalışan hale bürünmüştür.

Bu şekilde hayat sahnesinde yol alan insanoğlun birbirini katletmeye başlaması ve insanın celladı olduğu ve olacağı  bu önemli kavşakta insanoğlunun doğayı hayvanları ve en önemlisi de  kadını hayat yolculuğunda  tabiri caizse araba kasasına atması ve istediği zamanda yada ihtiyaç duyması durumunda araba kasasından almasına da denk gelmektedir. Buda bize bir bütünün o bütünlük  normlarının dışına çıkması durumunda mevcut olanın doğal olarak eksik ve sakat olacağını gösterir.

  İnsanoğlu: Tanrının yerini alma kurnazlığına girdiği dönemde Yaşıyoruz

Burada dediğimiz dönem aynı zamanda kutsallık adledilen tüm olguların aksine tanrının evrenin hepsinde olduğuydu ulaşılmaz tutulmaz görünmez gözlemlenemez…

İşte insanın insan celladı olduğu olacağı bu kavşakta insanoğlunun bu ulaşamadığı kontrol altına alamadığı tanrının yerini almaya sözcüsü temsilcisi olma kurnazlığına girdiği dönemdir de aynı zamanda İnsan oğlunun gelecekte de kurnazlıkta sınır tanımayacağı bir döneminde başlangıcıdır.

Tanrı kralların ortaya çıktığı tanrının yeryüzündeki temsilcisi kral rahiplerin ortaya çıktığı dönem yarı tanrı kralların her dediği bir emir yasa veya talimat olarak kabul edilir ve bu eleştirilemezdi ve cellatlıkla yetinmeyen insanoğlun buna ilaveten kendi türünün tanrısı olmayı da ele alışının da yaşandığı yaşanacağı bir kavşak…

İstediği zaman kendi türünün kafa-tasından şarap içmeyi, parçalara bölmeyi, bir anlık egosuna kurban etmeyi… kendisine  kanı şarap beyni derman eylemeyi, kendini doğuranı kast etmeyi,  babasını kardeşini boğazlamayı reva görmüştür.

Tüm Yapma tanrıları kendi argümanı yapan insan Doğal Döngünün Gücü’nü de kendi argümanı yapmayı ihmal etmedi ve onun sözüm ona temsilciliğine de soyundu

soydu yürekleri, doğayı soydu bir kadını çıplak bırakır gibi dallarından yaprağından aşıladı, doğal olmayanı doğal’a soydu derilerini kendini cahil gören Bilgelerin soyulan avuç içlerinden akanı derman eyledi akan alın terlerinden Saray’lar peydahladı.

Soyluluk Adı Altında Her Şeyi Değiştirdi

Soyluluk adı altında köle ederken doğayı, kadını,  hayvanı kendine. İyiliğin alternatifi sözümüz ona bir doğa yarattı doğaya ve evrene taş çıkartacak bir dünya yaratıyorum aldatmacasına sunileşerek gün geçtikçe uzaklaştı

Kendisi sandığı kendinden ve kendince krallık imparatorluk hanedanlık vb argümanları Devlet denen istendiği zaman görünen istenmediği zamanda görünmeyen sistem üzerine kurdu

Hukuk denirken görünen devlet ADALET söz konusu olduğu zaman görünmeyen bir tarzda işletildi. Her rejimin bir hukuku oluşturuldu ve ilginçtir ki hepside adalet ,hak hukuk,insan hakların dan söz eder. Tüm ideoloji ve rejimlerde birçok noktada aynılık gösterir ama isimleri değişiktir.

Bu gün demokrasi ile yöneltildiği iddia edilen ile demokrasi ile yönetilmeyen coğrafyalara da ki yaşamlar aynılık gösterir hukuk hemen hemen aynıdır üsttekiler gözetilir. Alttakilerin de canı çıkartılar bu tüm dinlerde de öyledir soylular yada elitler pek nadir zarar görür yada soyluların yaratmış olduğu tüm kabahatler maalesef alttakilere ötelenir buralarda da hukuk denen şeyler vardır ama adil olunma noktasında büyük paradokslar yaşanılır yaşatılır.

Bu sistem yada inançlara yönelik eleştirisel bir söylem yada yaklaşım ölüm aforoz ve zindan gibi yaptırımlarla karşılaşmış bu koca çelişki bir takım değer ve zaaflar kullanılarak öz den uzak bir yaşam ve anlayışa mahkum bir toplum oluşturulmuştur.

Yukarıda da belirtildiği gibi yaşadığınız coğrafya demokrasi, cumhuriyet yada krallıkla yönetilse dahi ki bunun yanında her hangi bir din ile de yönetile bilinir burada ki tüm yasalar ve dini materyaller hemen hemen ayni güzelliklerden söz eder

İnsan haklarından hayvan ve doğa haklarına kadar bunlar mevcuttur paylaşımcı olmak hümanist olmak saygılı olmak hele hele emeğe saygılı olmak hepsinde vardır işte burada en büyük sorun baş göstermektedir

Madem öyle hepsinde bu argümanlar varken o zaman bu kadar savaş açlık ve olumsuzluklar silsilesinde neden yaşıyor yaratılıyoruz. Şimdilerde bin yıllardır hayata bu denli hükmeden o şaşalı devletlerin yada yapıların bir hastalık!!

Karşısında ne kadarda aciz düştüğünü görüyoruz teknolojik gelişmelerin icat edilen sözüm ona onca gelişmişliklerin bir virüs karşısında ne kadarda aciz çaresiz kaldığını gözlemlemekteyiz. Yapılan bazı komplo teorilerinde bu virüsün peydah edildiği söylenmekte.

Ben şahsen bunun öyle olduğuna inanmıyorum bu durumu doğa ananın öz savunması olarak ta görmek anlamak lazım insanoğlunun endüstriyalizm hastalığının bir bir yansıması doğa ananın insanoğlunun bin yıllardır sürdürmüş olduğu kendisini yok sayma anlayışına yönelik bir Öz Savunması olarak  ele almak ve bu şekilde olaya bakması gerektiğinin inancındayım.

Özellikle yakın geçmişte Avustralya da çıkan ve aylarca devam eden  dünyanın ciğerlerinin yakılması  bizi bu sürece taşımıştı bunun da doğal döngünün  insana karşı bir savunma tezahürü olduğunu görmek anlamak idrak etmek lazım

Biz aylarca dünyanın ciğerinin yanmasına göz yumduk doğal olarak ta doğa ana bu savunmasını geliştirmek durumunda idi işin sonucu ve aslına gelince şu aşikar oldu ki Kral rahiplerin borazanı bu son hastalık ile işlevini yitirmiş görünmekte Yaşadığımız dünyada her şeye rağmen iş sadede gelince doğanın tek mutluk güç olduğunu da insan yeniden anlamış olacak ama geçmiş olacak bu bilinmez…

Mamoste Nezan

 

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here