Yeryüzü Isınıyor

  Yeryüzünde iklim değişiminin belirtileri giderek daha net yaşanmaya başladı. Kuzey yarı kürede özellikle yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla hissedilen küresel ısınmadan en çok etkilenen bölgelerden biri de Avrupa kıtası. 

İnsanoğlunun etkisi büyük

Meteorologlar uzun zamandır sel, kuraklık veya fırtına gibi doğal afetlerle daha sık karşılaşacağımızı anlatıyorlar. Uluslararası Doğal Hayatı Koruma Vakfı İklim Programı Sözcüsü Martin Hiller bunun nedenini şöyle açıklıyor:

Yeryüzü Isınıyor

“Bilim adamlarının çoğu, doğal afetlerin artmasında insanoğlunun payının büyük olduğu konusunda hemfikir. Özellike hızlı ısı artışında insanların etkisi var. Halbuki topu topu 200 yıllık bir endüstri geçmişi var insanoğlunun. Ve bu 200 yıl içerisinde, havadaki karbondioksit miktarı üçte bir oranında yükseldi. Bu insanların marifeti. Doğal bir değişiklik değil.“

İklim değişikliği en çok da doğal hayatı etkiliyor. Kutup ayıları, eriyen buzullar nedeniyle, yaşam alanları kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya, hassas mercan kayalıkları da tehdit altında. Ayrıca insanlar da iklim değişikliğinin farkında. İnsanların iklim değişikliğini hissettiğini belirten Hiller, “2003’ün yazında, sıcaklar nedeniyle 40 bin kişi hayatını kaybetti. İtalya’da 20 bin, Fransa’da 15 bin, Amerika Birleşik Devletleri’nde de en az 3 bin kişi öldü. Sıcaktan en çok yaşlılar ve hastalar etkileniyor” diye konuşuyor.

Avrupa’da 1 derecelik artış

Son yüzyılda ısı, dünya genelinde 0,6 derece artış gösterdi. Ama ısı, yerkürenin heryerinde aynı şekilde yükselmedi. Avrupa’da örneğin, yaklaşık 1 derecelik bir artış söz konusu. Fakat ortalama ısı daha da yükselecek. BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) verilerine göre, bu yüzyılın sonuna kadar 1,4 ile 5,8 derece arasında değişen bir ısı artışı olacak. Bu da daha fazla sıcak hava dalgaları yaşanacağı anlamına geliyor. İklim uzmanı Hiller, ısı artışının ekonomiye etkisinin de çok büyük olduğunu belirtiyor. Hiller, “Mesela yaz aylarında daha fazla elektrik sarfiyatı oluyor, çünkü klimalar, vantilatörler daha çok çalışıyor” diye konuşuyor.

Dolayısıyla tam bir kısır döngü söz konusu. Sıcaklar, daha fazla elektrik üretimi demek. Daha fazla elektirk üretimi, daha fazla sera gazı salınımı anlamına geliyor. Daha fazla sera gazı salınımı da havanın daha çok ısınmasına yol açıyor. Hiller’e göre bu kısır döngüden çıkmanın bir tek yolu var: “Kömür kullanımına son vermeliyiz, çünkü kömür sera gazı salınımını ve iklim değişikliği tetikleyen başlıca şey.”

Elektrik üretiminde kömüre alternatif enerjiler, rüzgar, su enerjisi ve başka biyolojik yakıtlar kullanılabilir. Ama sadece eletrik tasarrufu yapmak da bile, iklim değişikliğini yavaşlatmada etkili bir yöntem.

İklim değişiminin zarar bilançosu ürkütücü

Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü, dünya iklimindeki değişikliklerin yol açacağı ekonomik kayıplar konusunda uyarıda bulundu. Enstitünün yaptırdığı araştırmaya göre, gerekli önlemler alınmazsa, tüm dünyada ortaya çıkabilecek doğal felaketlerin faturası 2050 yılına kadar 200 trilyon doları bulacak.

Dünya’yı çevreleyen ve yaşamı mümkün kılan atmosfer ısınıyor. Bu sürecin sonucu gittikçe artan sıklıkta yaşanan ve her seferinde can ve mal kaybına yol açan fırtınalar, yoğun yağışlar, sel baskınları, sıcak hava dalgaları ve kuraklık. Bu karamsar tablo ışığında bir araştırma yapan Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü, iklim değişiminin ekonomik zararlarının neler olabileceğini inceledi. Araştırma sonuçlarını kamuoyuna duyaran Enstitü uzmanlarından Claudia Kemfert, son 30 yılda doğal felaketlerin ekonomik zararının 15 kat arttığını vurgulayarak şöyle dedi:

“Dünya iklimindeki değişimin 2002 yılında yarattığı sel baskınlarının ekonomiye etkisi 13 milyar Euro, 2003 yılındaki sıcak hava dalgasının 10 milyar Euro oldu. Bu arada 27 bin kişi yaşamını yitirdi. Münih Reassüranz Şirketi’nin hesaplarına göre 2002 yılında dünyada meydana gelen doğal felaketlerin yol açtığı toplam zarar 55 milyar dolar.”

2050’ye kadar 200 trilyon zarar

Uzmanlara göre bu henüz başlangıç. Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü üç ayda bir yayınladığı bültenlerin sonuncusunda, 2050 yılına kadar tüm dünyada 200 trilyon dolarlık zararın ortaya çıkabileceği uyarısında bulunuyor. Doğal felaketlerin sadece Almanya’da yol açabileceği ekonomik zarar ise 800 milyar dolar olarak hesaplanıyor. Üstelik doğal felaketler tahribata yol açmakla kalmayacak, aynı zamanda iklim değişimine bağlı salgınlar yaşanabilecek. Bu konuya dikkat çeken Claudia Kemfert sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dünyanın ısısı 2100 yılına kadar 3,5 derece artarsa Almanya’da sıtma gibi şu anda ortadan kalkmış hastalıklar yeniden ortaya çıkacak. Bu bilimsel olarak saptandı. Bu tür salgınlar sağlık sisteminde sorun yaratacak, masrafları büyük ölçüde arttıracak ve genel zararın önemli bir kısmını oluşturacak.”

Geç kalındı

Dünya iklimindeki değişimin önlenmesi için geç bile kalındı. Claudia Kemfert’e göre, iklim korunmasına hemen başlanırsa 2050 yılına kadar 32 trilyon dolarlık tahribatın önlenmesi için 18 trilyon dolar gerekiyor. Önlem alınmadan geçen süre uzadıkça, masraflar da artacak. Örneğin, iklimin korunması önlemlerini 2025 yılında başlatılırsa, 12 trilyonluk zararı önlemek için 24 trilyon dolar yatırım yapmamız gerekecek.

Dünya ikliminin korunması için önlemlerin, sera etkisine yol açan gazların baş sorumlusu ülkelerin katılımı ile uluslararası düzeyde alınması gerekiyor. İklimde değişimin durdurulması için sera etkisine yol açan gazların % 60 hatta % 80 oranında azaltılması şart. Bu yüzden de ABD ya da Çin gibi ülkelerin katılımı zorunlu. Bu anlamda Kyoto Protokolü’nde 2012 yılına kadar öngörülen önlemlerin sadece ilk adım olduğu görüşünde olan Kemfert şunları söyledi:

Yeryüzü Isınıyor

“Almanya bile Kyoto Protokolü’ndeki yükümlülüklerini yerine getiremedi. Oysa bu yıl yürürlüğe giren Kyoto, dünya ikliminin korunması için sadece bir ilk adım. İklim değişiminin etkisini azaltmak için Kyoto’daki hedeflerin ötesinde çok daha uzun vadeli ve etkili önlemler almamız gerekiyor.”

Alternatif enerji kaynakları

Alman Ekonomik Araştırmalar Enstitüsü, sera etkisine yol açan gazların oranının düşürülmesi için ekonomik avantajlar yaratılmasını öneriyor. Birçok ülke ekonomik büyümesinin etkileneceği korkusu ile enerji tüketimini azaltmak istemiyor.

Oysa enerji tüketiminin azalmadan devam ettirilebilmesi için fosil yakıtlardan başka enerji kaynakları da var. Alman uzman Kemfert’e göre, tüm ülkelerin dünya ikliminin korunması önlemlerine katılmaya ikna edilmesi ancak teknolojik işbirliği ve emisyon azaltılmasına karşı sağlanacak avantajlarla mümkün.

Ayrıca  bu yazımızı da okuyabilirsiniz  Ekolojik Kavramlar

Cevapla

Please enter your comment!
Please enter your name here